<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>A. Hakan Başaran</title>
	<atom:link href="https://www.hakanbasaran.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 14 Feb 2023 15:36:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>

<image>
	<url>https://www.hakanbasaran.com.tr/wp-content/uploads/2023/01/cropped-hbasaranikon-32x32.png</url>
	<title>A. Hakan Başaran</title>
	<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sınavda Dikkat Dağınıklığı</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/sinavda-dikkat-daginikligi/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/sinavda-dikkat-daginikligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:10:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2194</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınavda Dikkat Eksikliği öğrencilerin en büyük sıkıntılarındandır. Pek çok öğrenciden deneme sınavlarından sonra yaptıkları değerlendirmelerde şu cümleleri duymuşsunuzdur: “Dikkatsizlikten soru kaçırıyorum. Basit hatalar yapıyorum, nasıl göremedim? ” Soru çözerken dikkatimizi toparlamak bizler için sınavda daha fazla puan demektir. İşte öğrencilerin kendi cümlelerinden ‘dikkatsizlik’ ve ‘konsantre olamama’ haline ilişkin anektodlar: “Sınavda uzun süre kalmak bana zor geliyor” Deneme sınavlarını [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/sinavda-dikkat-daginikligi/">Sınavda Dikkat Dağınıklığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="span8">
<p>Sınavda <strong>Dikkat</strong> Eksikliği öğrencilerin en büyük sıkıntılarındandır. Pek çok öğrenciden deneme sınavlarından sonra yaptıkları değerlendirmelerde şu cümleleri duymuşsunuzdur: “<strong>Dikkat</strong>sizlikten soru kaçırıyorum. Basit hatalar yapıyorum, nasıl göremedim? ” Soru çözerken <strong>dikkat</strong>imizi toparlamak bizler için sınavda daha fazla puan demektir. İşte öğrencilerin kendi cümlelerinden ‘<strong>dikkat</strong>sizlik’ ve ‘konsantre olamama’ haline ilişkin anektodlar:</p>
<p>“Sınavda uzun süre kalmak bana zor geliyor”</p>
<p>Deneme sınavlarını bu yönde birer prova olarak kabul etmek, sınavda zamanı daha rahat geçirmenizi sağlayacaktır. Bu yüzden bedenizi beyninizi zinde tutmaya alıştırmalısınız bunun en iyi yöntemi gerçek sınava giriyor gibi kendinizi bol bol deneme yapmaktır. Deneme esnasında sizi rahatlatacak egzersizlerde bu sorunu aşabilrsiniz. Sınav esnasında daima soruya doğru eğilmek ve sabit biçimde kalmak o ortamda ki oksijeni tüketecektir ve artan karbondioksit uykunuzu getirip konsantrasyonunuzun azalmasına neden olacaktır. Bu yüzden her 10 -15 soruda bedeniniz dikleştirin ve eğildiğiniz ortamın havanlasını sağlayın.</p>
<p>“ O soru da yanlış yapılır mıydı? ”</p>
<p>Sınav anında yanlış yaptığınız ve nedenini <strong>dikkat</strong>sizliğe bağladığınız soruların genelde çok emin olduğunuz, kontrol aşamasında tekrar bakma ihtiyacı duymadığınız sorular olduğunun farkında mısınız? Kimi zaman bir konu yada soruyla ilgili bilgilerimizden eminsek,“Nasıl olsa biliyorum.” rahatlığı <strong>dikkat</strong>sizliğe neden olabiliyor. O yüzden en basit soruları bile konsantrasyonunuzu bozmadan yapınız soruları küçümsemeyiniz çünkü her sorunun puan olarak gerisi aynıdır Basit diyerek alelacele geçtiğiniz bir soru sizin hayatınızı değiştirebilir.</p>
<p>“ Çok fazla işlem hatası yapıyorum.”</p>
<p>İşlem hataları, daha çok süreyi iyi kullanmak için hızlı soru çözmeye çalıştığınızda ortaya çıkar. O halde, iyi bir sınav stratejisi bu konuda yaşadığınız sıkıntıyı gidermenize yardımcı olacaktır. Zamanı iyi kullanabilmek için soruları birbirinden bağımsız düşünmek ve kendinize özgü sınav yöntemini deneme sınavlarında oluşturmak işe yarayabilir. Ayrıca kafadan işlem yapmak yerine, mümkün olduğunda yazarak soru çözmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz.</p>
<p>“ Yanımda oturanın kitapçıkta benden ilerdeki sayfada olması, sınav gözetmeninin davranışları v.s <strong>dikkat</strong>imi dağıtıyor.”</p>
<p>Sınav anında sorumlu olduğunuz sadece kendi kitapçığınızdır. Yanınızdakinin yada önünüzdekinin hangi sayfada ve soruda olduğuna gözünüz kayabilir; ancak onların ilerde olması bütün soruları yaptığı yada sizden ilerde olduğu anlamına gelmez. Öyle olsa bile diğer adayın daha ilerde olmasının nedeninin, etrafıyla ilgilenmemesi olduğunu düşündünüz mü? Dolayısıyla sınavda kontrol edemediğiniz faktörlere <strong>dikkat</strong>inizi gene siz yöneltmiş oluyorsunuz. Bunu isterseniz mutlaka önlersiniz. Ayrıca her zaman kendinizi deneme yaptığınız ortamın aynı olmamasına <strong>dikkat</strong> ediniz alıştığınız bir ortamla farklı bir ortam sizin başarınızı değiştirmemelidir.</p>
<p>“Sınav sırasında bir soruya takıldığımda, başka soruya geçsem de <strong>dikkat</strong>imi toplayamıyorum”</p>
<p>Soruları birbirinden bağımsız düşünme becerisi sınavda başarılı olmak için ön koşullardan biridir. Eğer, evde çözdüğünüz testler sırasında bu beceriyi kazanabilirseniz, sınavda da uygulayabilirsiniz. Eğer evde bir soru üzerine 5-10 dk. uğraşıyorsanız bu beceriyi sınava uyarlamanız mümkün olmayacaktır. Bazı sorulara çok zaman harcayabilirsiniz, ancak süre sınırlaması olduğunda daha sonraki soruların sizi beklediğini unutmayınız. Eğer soruyu çok zaman harcayarak çözebiliyorsanız, temel bilgilerinizde eksiklik olabilir. Konuları ve soru ile ilgili düşünme biçiminizi yeniden gözden geçirin.</p>
<p>“ Sınav sırasında iki üç soru yapamadığımda moralim bozuluyor.”</p>
<p>Tıpkı dışarıdan gelen seslerin bizi rahatsız ettiği gibi içseslerimiz de <strong>dikkat</strong>imizin dağılmasına neden olabiliyor. İki üç soru yapamadığınızda iç sesiniz “ bak şimdi yapamadım, gerçek sınavda yapamazsam istediğim yeri kazanamam, istediğim yeri kazanamazsam……..” şeklinde konuşup moralinizi bozabilir. Sınav anındaki içseslerinizi kontrol altına almanız yine sizin elinizdedir. Daha sakin ve gerçekçi değerlendirmelerle, kendinizi olumsuz düşüncelerden uzak tutmanız, <strong>dikkat</strong>inizi sınav kitapçığına yoğunlaştırmanızı sağlayacaktır.</p>
<p>Sınav esnasında baş dönmesi veya bayılma gibi durumlarda kalıyorsanız mutlaka uzman hekimlere başvurunuz. Genelde bilgi eksikliğinin olmamasına rağmen başarısız olan öğrencilerin Piskolojik destek alarak başarılarının ve performanslarının katlanarak arttığı gözlenmiştir</p>
</div>
<div class="span4">
<div class="headline"></div>
</div>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/sinavda-dikkat-daginikligi/">Sınavda Dikkat Dağınıklığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/sinavda-dikkat-daginikligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlerde Dikkat Dağınıklığı</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/ergenlerde-dikkat-daginikligi/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/ergenlerde-dikkat-daginikligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:10:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ergenlerde Dikkat Dağınıklığı çok ciddi bir sıkıntıdır. Özellikle gelişim çağında olan ergen bireyler dikkat eksikliği ile hem derslerinde hemde özel hayatlarında zorluk yaşarlar. İleriye dönük izlem çalışmaları dikkat eksikliği olan çocukların yaklaşık %78’inde, ergenlikte çoğu klinik belirtilerin gözlenmeye devam ettiğini göstermektedir (Barkley ve ark. 1990, Hart ve ark. 1995, Biederman ve ark. 1996). Dikkatsizlik ve impulsivite, fiziksel hiperaktiviteye oranla daha çok persiste [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/ergenlerde-dikkat-daginikligi/">Ergenlerde Dikkat Dağınıklığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlerde <strong>Dikkat</strong> Dağınıklığı çok ciddi bir sıkıntıdır. Özellikle gelişim çağında olan ergen bireyler <strong>dikkat</strong> eksikliği ile hem derslerinde hemde özel hayatlarında zorluk yaşarlar. İleriye dönük izlem çalışmaları <strong>dikkat</strong> eksikliği olan çocukların yaklaşık %78’inde, ergenlikte çoğu klinik belirtilerin gözlenmeye devam ettiğini göstermektedir (Barkley ve ark. 1990, Hart ve ark. 1995, Biederman ve ark. 1996). <strong>Dikkat</strong>sizlik ve impulsivite, fiziksel hiperaktiviteye oranla daha çok persiste (ısrarcı) kalır ve mental huzursuzluk haline dönüşür. Çocukluk <strong>dikkat</strong> eksikliğinin ergenliğe persiste olacağını 3 faktör yordar: (1) DEHB aile öyküsü, (2) aile içi olumsuzluklar, (3) psikiyatrik komorbiditenin varlığı (Biederman ve ark 1996). Ailelerinde DEHB olan (örneğin anne-baba, kardeşler), sık anne-baba ruhsal bozukluğuna ve aile çatışmalarına sahip olanlar ve kendilerinde komorbid olarak davranım bozukluğu, duygudurum ve anksiyete bozuklukları olan çocukların, bu sorunları olmayanlara oranla DEHB’nun ergenliğe taşınma olasılığı daha fazladır.</p>
<p>Bu izlem çalışmaları ergenlikte bu çocukların; psikiyatrik durum, akademik, duygusal, aile işlevleri, sürücülük (taşıt) konusunda sorunlara ve yüksek risk davranışlara eğilimli olduğuna işaret etmektedir. Psikiyatrik durum yönünden değerlendirildiğinde; DEHB olan ergenlerin %59-65’i karşıt olma bozukluğu, %22-%43 davranım bozukluğu, %29 major depresif bozukluk, %11 bipolar bozukluk, %27 birçok anksiyete bozukluğu ve 20 yaşına kadar çoğu kişilik bozuklukları ilaveten gösterirler (Barkley ve ark. 1990 , Biederman ve ark. 1996). DEHB ve davranım bozukluğunun olduğu altgrup madde kullanımı için özellikle risk altındadır. Bunun yanında DEHB olan ergenlerin olmayanlara oranla iki yıl daha önce sigara kullanmaya başlama riski vardır (Milberger ve ark. 1997). Ergenlikte devam eden çocuklar daha sık okul başarısızlığı söz konusudur. Bu ergenlerde daha düşük not alması, okuldan uzaklaştırma veya okuldan atılma daha yüksek olasıdır (Barkley 1998). Benlik saygısında düşüklük ve duygusal sıkıntılar artar (Slombowski ve ark. 1995).</p>
<p><strong>Dikkat</strong> eksikliği olan ailelerde anne-baba ile ergen ilişkilerinde; artmış çatışma, olumsuz iletişim ve uyuşmazlıklar DEHB olmayan ailelere oranla daha sıktır, özellikle karşıt olma bozukluğu komorbid durumlarda sıklık daha da artar (Barkley ve ark. 1991, 1992). DEHB olan ergenler daha kuralsız araba kullanma, daha sık trafik cezası ve trafik kazası yaparlar (Barkley ve ark. 1993, 1996). DEHB olmayan ergenlerle karşılaştırıldıklarında; yüksek riskli cinsel davranışları fazladır, ilk cinsel deneyimleri daha erken yaşta olur, daha sık cinsel partner değiştirirler, daha az doğum kontrolü uygularlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar daha sıktır ve daha sık ergenlik gebelikleri görülür (Barkley 1998).</p>
<p>Ergenlerde <strong>Dikkat</strong> Dağınıklığı Görünümleri</p>
<p>Ortaokul veya lise gibi yaşamın ana geçiş dönemlerinde ergenlerin olası DEHB yönünden değerlendirmeleri yaygındır. Pediatrist 10 yaş öncesinde pozitif tanı koyduracak semptomları belirlemelidir (bu semptomlar çocuklukta bozukluk yapmamışsa bile). DEHB’n bir parçası olarak aşırı hareketlilik veya davranım bozuklukları gösteren bu bireyler ergenlikten önce genellikle tanımlanırlar, çünkü bu sorunlar evde ve okulda çok gözardı edilecek davranışlar değildir. Ergenlikte bu bireyler değerlendirmeye alındıklarında daha büyük olasılıkla (1) birincil olarak <strong>dikkat</strong>sizlik ön planda olabilir, (2) fiziksel huzursuzluktan çok mental sorunlar ön plana çıkabilir, (3) aileler çocukken tolore ettikleri davranışları ergenlikte tolore edemiyor olabilirler. Daha sık olmamakla birlikte, kızlar daha sonraki yaşlarda müracaat edebilir.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> Dağınıklığı Olan Ergenlerin Tedavisi</p>
<p>Ergenlerde DEHB’nun diğer psikiyatrik bozukluklardan ayırıcı tanısı ve komorbid durumu belirlemeye yönelik dizayn edilmiş davranış değerlendirme ölçekleri ve psikolojik testler uygulanır. Tıbbi öykü ve fizik muayene, tıbbi hastalıklardan ayırt edici tanı için önemlidir. DEHB belirtilerinin önemli bir kafa travması veya MSS injurisi, MSS enfeksiyonu, serebral vasküler hastalık, uyku bozukluğu, endokrin bozukluk, kurşun ve diğer metal zehirlenmeleri veya çevresel toksinler gibi ikincil faktörlerle ilişkili olup olmadığı <strong>dikkat</strong>lice değerlendirilmelidir. İlave bir tıbbi rahatsızlığın olması (epilepsi, astım, tiroid hastalığı, alerjiler vb) tıbbi tedaviyi etkileyebilir, yüksek kan basıncı ve kardiak sorunlar stimulan kullanımı için kontrendike olabilir.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> eksikliği olan ergeni tedavide ergenin gelişimini de göz önünde tutmalıdır. Ergenin ana gelişimsel görevleri: (1) anne babadan bağımsız davranışlar geliştirmesi, (2) kimlik gelişimi, (3) bilişsel olarak olgunlaşma, (4) daha yoğun arkadaş ilişkileri geliştirme, (5) cinselliği araştırma ve (6) mesleki seçim ve geleceğe ait planların yapılmasıdır. Bu amaçları başarmak için ergenler sıklıkla anne-babalarına veya dışarıdan otoritelerce zorla müdahalelere (hekimin ilaçla tedavi girişimi dahil) isyan edecek, arkadaşlık değerleri uğruna geçici olarak anne babanın değerlerini reddedecek, sıra dışı davranışları yoğun olarak deneyecektir. Burada zoraki girişimlerden çok ailenin gelişim dönemine uygun girişimlerde bulunulmalıdır. Tedavi kararları ergenle birlikte alınmalı, daha bilgilendirici ve akla yatırıcı olmalı ve daha az otoriter tavırlar gösterilmelidir.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> Eksikliği Hakkında Ergenlerin Eğitimi</p>
<p>Hekim ergeni bu bozukluk hakkında bilgilendirirken akılcı ve akla yatırıcı olmalıdır. Aşağıdaki noktalar hekim tarafından vurgulanmalıdır:</p>
<p>1. Sen DEHB’na sahipsin; “deli” veya “hasta” değilsin. Bu mizaç özelliklerini bütün insanlar az veya çok gösterirler.<br />
2. DEHB genellikle yaşam boyu sürer, fakat olgunlaşmanla değişir. Fiziksel aceleciliğin, mental (zihinsel) aceleciliğe sıklıkla dönüşür. Fakat konsantrasyon sorunları ve impulsivite devam eder.<br />
3. DEHB sadece okulu değil, yaşamın bütün alanlarını etkiler. Anne babana ve arkadaşlarına nasıl davranacağını, kendi hakkında ne hissettiğini, duygularını ve hatta sağlığını bile etkiler.<br />
4. DEHB olmak senin veya başka birinin hatası değildir. Beyin kimyasına dayalı ve sıklıkla kalıtımsal olan fiziksel bir bozukluktur.<br />
5. DEHB çevreni ve sağlığını da etkiler. İyi aile, iyi okul, iyi arkadaşlar ve iyi sağlık DEHB ile başa çıkmanı kolaylaştırır.<br />
6. DEHB güç bir durumdur, fakat özür değildir.<br />
Hekim ergenin yanlış inançları yanıtlayıcı olmalı ve bunların yanlış olduğunu kanıtlamalıdır. Sık yanlış inançlar ve kanıtları:<br />
• Yanlış inanç: DEHB yaşamın sonudur, yaşamım bitti. Doğrusu: DEHB yaşamın sonu değildir, yaşam tarzıdır. DEHB ile başa çıkmak için yapmak zorunda olduğunuz şeyler vardır, o kadar kötü değildir. DEHB olan kişiler yüksek enerjiye, yaratıcılığa sahiptir.<br />
• Yanlış inanç: DEHB aptallık veya kötü kişi anlamına gelir. Doğrusu: DEHB IQ (zeka) ile ilgili bir şey değildir. Diğer arkadaşlarına oranla daha zeki veya daha az zeki değildir.<br />
• Yanlış inanç: ilaç kullanmak kişiliği değiştirir. Doğrusu: hiç biri kişiliğinizi değiştiremez. İlaç kullanma odaklanmanızı artırır ve kendilik-kontrolünü artırır.<br />
• Yanlış inanç: Anne babanın sürekli kontrolü gerekir. Doğrusu: bu mesele anne-babanın kontrol etmesi değildir. Sizin kendinizi kontrol etme meselesidir.</p>
<p>Ergenlerde <strong>Dikkat</strong> Dağınıklığı ve İlaç Tedavisi</p>
<p>Bu bozukluğu olanların çoğunda, <strong>dikkat</strong> dağınıklığı ile yeterince başa çıkmada tek başına olmasa bile, ilaç tedavisi genellikle gereklidir. İlaçla biyolojik düzeltme sağlanmaksızın, çoğu <strong>dikkat</strong> dağınıklığı olan gencin insan ilişki güçlükleri, okul başarısı, aile ile uyuşma, kendileri hakkında iyi hisler duyma ve ergenliğe geçiş görevleri gibi durumlarla başa çıkmada büyük güçlükler yaşarlar.</p>
<p>Çoğu ergen; doğal yaşları gereği, kontrolün dıştan bir ajanla sağlanması nedeniyle ilaca direnç gösterirler. Bu direnç 12-15 yaşları arasında özellikle çok fazla iken, 16-18 yaşları arasında kısmen azalır. Pediatrist karar alırken ergeni karar verme süreci içine katmalı ve tedavinin her yönünü açıklamalı, ergenin duygularını ve kaygılarını ciddiye almalıdır. İlaca karar verirken ergene “veto hakkı” verilmesi, işbirliğine razı olmada kontrol duygusu artırır. Pediatrist ilaç kullanımını anne-baba yanında olmaksızın konuşmalı ve DEHB hakkında açıklayıcı bilgiler vermelidir. DEHB’nun “beyindeki hafif bir kimyasal imbalans” olan nörobiyolojik bozukluk olarak açıklamalıdır. İlacın bu kimyasal imbalansı düzeltirken kişilik değişimine yol açmadığı ve yaşamını kolaylaştıracağına işaret etmelidir. Stimulan ilaçların yapmak istediği şeye konsantre olmasını kolaylaştıracağını açıklamalıdır.</p>
<p>İlaç hakkında bilgi verdikten sonra, pediatrist ergenin kaygılarını <strong>dikkat</strong>lice dinlemelidir. Yaygın kaygıları: arkadaşlarının alay edeceği korkusu, her öğlen ofisten hap almak için gittiğinde utanç, ilacın kişiliğinde kalıcı değişiklik yapacağı kaygısı, kendini tuhaf hissedeceği korkusu, bağımlılık veya onsuz yapamayacağı korkusu, onu ilaç nedeniyle yetişkinlerin kontrol etmesinin artacağı korkusudur (Robin 1998).</p>
<p>Ergenlerde de stimulanlar ilk tercih ilaçlardır. Antidepresanlar ikinci tercih veya duygudurum ve anksiyete bozukluğu komorbiditesinde birlikte kullanırlar. Stimulan ve antidepresanlardan yararlanma olmadığında, üçüncü tercih ilaç klonidin gibi diğer medikasyonlardır.</p>
<p>Metilfenidat çocuklarda en sık reçete edilmesine karşın, etki süresinin kısa olması ve gençlerin okulda öğlen dozunu almaya isteksiz oluşu nedeniyle, ergenlerde daha az tercih edilir. Etki süresinin daha uzun olması nedeniyle Adderall ve dekstroamfetamin daha iyi seçimdir. Potansiyel karaciğer toksitesi ve diğer medikasyonlara oranla daha zayıf stimulan etki nedeniyle pemolin en az tercih edilendir. Metilfenidat kullanırken, etkilerinin iyi düzenlenmesi için kısa etki süreli ve sürekli salınan formlarının birlikte kullanımı sıklıkla gereklidir.</p>
<p>Vücut ağırlığına göre stimulan ilacın dozu ile ilgili formüller geliştirilmiştir, fakat deneysel çalışmalar doz ayarlamada bu yaklaşımı desteklememiştir (Rapport&amp;Kenney 1997). İlacın dozu; bireysel metabolizma, DEHB semptomlarının şiddeti, komorbid durumun varlığı, bireyin diğer davranışsal özellikleri ve ergenin okul ve ev ortamındaki doğasına göre ayarlanır. Dereceli doz artırarak, geribildirim ve gözlemlerle gerçek doz yakalanmalıdır.</p>
<p>Stimulanlar işe yaramadığında veya depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi komorbid durumun tedavisinde nonstimulan medikasyonlar yararlıdır. Komorbid depresyon ve anksiyetenin tedavisinde hem trisiklik antidepresanlar (imipramin, desipramin, nortriptilin) hem SSRI’lar (fluoksetin, fluvoksamin, sertralin, paroksetin) yazılabilir. Komorbid bipolar bozukluk durumunda lityum veya valproik asit kullanılabilir.</p>
<p>Rehberlik ve Danışmanlık</p>
<p>Aile ergenlik ve DEHB konusunda bilgilendirilmelidir. Uygun aralıklarla aile toplantılarının düzenlenmesi sorunları çözmede ve aile bireylerinin kaynaşmasında önemlidir. Aile toplantılarında sorunları çözümlerken aşağıdaki basmakları izlemelidir:</p>
<p>Sorunu tanımlayın: suçlama olmaksızın her bir kişinin görüşleri alınarak problemi tanımlayın.</p>
<p>Beyin fırtınası çözümler: Değerlendirme yapılamaksızın herbir bireyin çeşitli çözüm üretmelerini sağlayın.</p>
<p>Çözümleri değerlendirin: Her bir çözümü değerlendirin ve oylayın. En çok oy olan çözümü belirleyin.</p>
<p>Uygulamaya konacak çözümün ayrıntılarını planlayın</p>
<p>Okul Problemleri</p>
<p><strong>Dikkat</strong> dağınıklığı olan ergenler aşağıdaki okul güçlüklerinin bir veya birkaçını gösterirler: (1) ev ödevlerini tamamlamama, (2) testlere kötü hazırlanma, (3) zayıf organizasyon becerisi, (4) materyali zayıf anlama, (5) sınıfta derslere katılmama veya yardım için öğretmene soru sormama, (6) Sınıfta yıkıcı davranışlar, (7) okuldan kaçma. DEHB olan çoğu ergende okuma, yazılı ifade veya matematikte öğrenme bozukluğu eşlik eder. Bu sorunların sonucu olarak, sınavlarda düşük not alır ve genç ailesi ile sürekli ders başarısızlığı nedeniyle çatışmaya girer. Ev ödevi en sık güçlük yaşanan alandır. Ev ödevi ve çalışma ergenle birlikte programlanması önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/ergenlerde-dikkat-daginikligi/">Ergenlerde Dikkat Dağınıklığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/ergenlerde-dikkat-daginikligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği ve Algı</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-algi/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-algi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dikkat Eksikliği ve Algı konusuyla ilgili eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle, anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). Bu nedenle araştırmacılar dikkat, algı, bellek, unutma ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-algi/">Dikkat Eksikliği ve Algı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dikkat</strong> Eksikliği ve Algı konusuyla ilgili eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle, anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır.</p>
<p>Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). Bu nedenle araştırmacılar <strong>dikkat</strong>, algı, bellek, unutma ve geri getirme gibi bilişsel süreçleri incelerler.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> Eksikliği ve Algı: Duyu organlarına gelen uyarımların anlamlı hale getirilmesi sürecine denir.</p>
<p>İnsanlar duyu organlarına gelen uyarımlara anlam vermek için onları örgütlerler. Her bireyin aldığı uyarımları örgütleme biçimi farklıdır. Bu nedenle iki kişi aynı uyarıcıya baksalar da farklı şeyler görebilirler.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> Eksikliği ve Algı ile ilgili ilk araştırmalar Gestalt psikologları tarafından yapılmıştır. Max Wertheimer, Kurt Koffka Wolfgang Köhler. Gestalt psikologlarına göre, biz uyarıcıları ayrı ayrı değil, anlamlı bir bütün olarak görürüz ve bütün, onu meydana getiren parçaların toplamından daha çok anlam ifade eder.</p>
<p>Algılama: duyumları yorumlama, onları anlamlı hale getirme süreci olarak ifade edebiliriz. Algılarımız duyumlar üzerine kuruludur; bu durumda duyumlar algıya temel oluşturmaktadır. Algılama sadece duyulara bağlı fizyolojik bir süreç değildir. Uyarıcılara bağlı olarak yapılan yorumlar, bunlara verilen önem, kişinin eğitim düzeyi ve beklentileri, geçmişte yaşadığı deneyimler ve öğrenme süreci burada önem arz etmektedir.Algılamanın gerçekleşmesi için kişi genel uyarılmışlık halinde ve <strong>dikkat</strong>ini çevreye yöneltmiş olmalıdır. Ancak bu durumda dahi aynı uyaranın farklı kişiler üzerinde farklı algılama şekillerine dönüştüğü görülebilmektedir. Bunun nedeni ise kişiler arasındaki görüş ve ilgi alanlarında farklılıkların olmasıdır. Bunun yanında algılamanın temelinde kişinin doğuştan getirdiği yetenekler ve çevresiyle etkileşim sonucu öğrenilen beceriler yatmaktadır.3Büyük ölçüde bireyin ön öğrenmelerinden, beklentilerinden, güdülenmişlik düzeyinden etkilenir. Örneğin hayvanları seven bir lise öğrencisi bu durumu ilerletip hayvanlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, hatta fakülte seçiminde veteriner fakültesini tercih etmek için harekete geçebilir.</p>
<p>Ayrıca, öğrencinin algılamaları daha önce kazanmış olduğu ön öğrenmelere dayalıdır ve onlardan etkilenir. tıp fakültesinde okuyan bir öğrenci anatomi bilgisini almadan dahiliye dersinde başarılı olamaz yada ilk okulda sayılar öğrenilmeden matematik dersi anlaşılamaz.</p>
<p>Bu nedenle öğretmenler, öğrencilerinin dersle ilgili ön öğrenmelerini kontrol edip eksik ve yanlışları varsa önce onları tamamlamalarını sağlamalıdır.</p>
<p>Aksi takdirde yeni öğrenilecekleri anlamlı ve doğru bir biçimde öğrenmeleri mümkün olmaz.</p>
<p>Algısal öğrenme Geçmiş deneyimlerin duyusal algılar üzerindeki etkisi. Bir canlının öğrenmeye yatkınlığı yaşamını sürdürebilmesi için birinci derecede önem taşır ve bu yatkınlık büyük ölçüde canlının algısal becerilerine bağlıdır. Algısal beceriler is uyaranlara daha etkili yanıt vermekle yakından ilgilidir</p>
<p>ALGININ ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Algılama sürecinde bizim daha önceki yaşantı ve deneyimlerimizin etkisi büyüktür. Bu anlamda, her algılama olayı, gelen duyusal verilere dayanılarak, dış dünya hakkında kurulan bir kuramdır. Bu kuram denemeye açık, geçici bir kuramdır, daha sonradan gelen duyusal verilerle ya kuvvetlenir ya da zayıflayarak yerini başka geçici bir kurama terkeder. Her birey kuramını, kendi yaşantısı ve deneyimleri çerçevesinde kurar. Bu özelliğinden dolayı temelde algı, son derece öznel bir süreçtir. İnsanın yarattığı herşey kendi algısal süreçlerinden geçerek oluşur. Uygarlık ve kültürün temelinde de bu süreçler yatar.</p>
<p>Duyu organlarımız tarafından kaydedilen uyarıcıların beynimiz tarafından anlamlı algısal yaşantılar haline dönüşmesi, gelişigüzel değil, belirli ilkeler çerçevesinde yapılmaktadır. Bu ilkelere aynı zamanda algısal yaşantılarımızın özellikleri ya da algının özellikleri de denmektedir.</p>
<p>1. Seçicilik Algının özelliklerinden biri seçici olmasıdır. Belirli bir anda duyu organlarımız çok sayıda uyarıcı tarafından etkilenmesine rağmen, biz bu uyarıcılardan sadece bazılarını algılarız. Algının seçici olmasının hayati bir önemi vardır. Eğer algılarımız seçici olmasaydı, beynimiz aynı anda değerlendiremeyeceği kadar çok uyarıcı alacak ve dolayısıyla bu uyarıcılardan hiçbirine uygun davranımda bulunmamız mümkün olmayacaktı. Belirli bir anda duyu organlarımızı etkileyen uyarıcılar arasından hangilerini seçerek algılamayacağımızı belirleyen en önemli süreç <strong>dikkat</strong>tir. Duyu organlarını etkileyen uyarıcılardan hangilerine <strong>dikkat</strong> edileceğini belirleyen etkenleri, uyarıcıların yapısına ilişkin etkenler ve algılayan bireyin özelliklerine ilişkin etkenler olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür. 2. Değişmezlik Algının bir başka özelliği de değişmez olmasıdır. Duvarda asılı duran daire şeklindeki saati, bakış açımıza göre bazen daire bazense elips olarak algılamayız. Aslında, nesnelerden gelen uyarıcıların duyu organlarımız üzerindeki etkisi bulunduğumuz yere bağlı olarak değişmektedir. Buna rağmen, nerden bakarsak bakalım, duvar saatini daire şeklinde algılarız. Bu beynimize ulaştırılan uyarıcıların şekillerinin değiştirilerek yeni baştan yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.<br />
Algının değişmezlik özelliği kendisini değişik biçimlerde gösterir. 2.1. Büyüklük değişmezliği Aşina olduğumuz nesnelerin büyüklüklerini hep aynı olarak algılamamıza büyüklük değişmezliği denir. Örneğin; bir uçağın büyüklüğü hakkında bir fikrimiz varsa bizden ne kadar uzakta olursa olsun uçağı hep aynı büyüklükte algılarız.<br />
2.2. Renk ve parlaklık değişmezliği Aşina olduğumuz nesneleri, ışık ve gölge durumuna bağlı olmaksızın hep aynı renk ve parlaklıkta görürüz. Örneğin; kar, beyaz olduğunu bildiğimizi bir nesne olduğu için onu hep aynı renk ve parlaklıkta görürüz.<br />
2.3Şekil değişmezliği: Daha önceden şeklini bildiğimiz bir nesneye hangi açıdan bakarsak bakalım hep aynı şekilde görürüz. 3. Örgütlenme Algımızın örgütlü olma özelliğine göre, duyu organlarımızı etkileyen uyarıcıları tek tek değil, anlamlı ilişkiler içinde algılarız. Bir müzik parçasını dinlerken, tek tek notaları değil, bütünlüğü olan melodiyi işitiriz.<br />
Algımızın örgütlenme özelliğine bir başka örnek de şöyle verilebilir: Bir ignliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe, kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Ardakai hfraliren srısaı krıaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz. Bakın nasıl da duzgun okudunuz, ilginc degil mi?<br />
Algımızın örgütlenme özelliği kendini değişik biçimlerde gösterir. Bunlar şekil-zemin algısı, gruplama ve tamamlamadır.<br />
3.1. Şekil-zemin algısı Şekil- zemin algısı nesnelerin üzerinde ya da içinde bulundukları ortamdan ayrı olarak algılanmasıdır. Algılanan nesne şekil, nesnenin üzerinde ya da içinde bulunduğu ortam ise zemin olarak adlandırılır.<br />
Algımızın örgütlenme özelliği sayesinde şekil ve zemin birbirinden farklı olarak algılanmakta, böylelikle nesneleri tanımamız mümkün olmaktadır. 3.2. Gruplama Algımızın bir başka örgütlenme özelliği olan gruplama sayesinde, birçok uyarıcıyı aynı zamanda algıladığımızda, bu uyarıcıları anlamlı bütünler oluşturacak biçimde gruplarız. Yani, bazı uyarıcıları biraraya getirerek bu uyarıcılara bir bütünlük kazandırırız. Örneğin; aşağıdaki şekillere baktığımızda onları tek tek algılamak yerine yakın olmaları nedeniyle ikili biçimde, bir bütünlük oluşturacak biçimde algılarız.<br />
3.3. Tamamlama Duyu organlarımızı etkileyen uyarıcılar arasında boşluklar bulunduğu durumlarda, bu boşlukları tamamlar, böylelikle de anlamsız bir dizi uyarıcı yerine, belirli bir anlamı olan bütün bir şekil ya da nesne algılarız.<br />
4. Derinlik Gözümüzün ağ tabakası yukarı- aşağı, sağ ve sol olmak üzere iki boyut görme yeteneğine sahiptir. Buna rağmen, nesnelerin derinlik boyutu olarak adlandırılan üçüncü bir boyutu da algılayabiliriz.<br />
Derinlik boyutunu algılayabilmemiz ışığın geliş açısına bağlı olarak ortaya çıkan gölgeler, nesnelerin görünüş netliklerindeki farklıklar, nesnelerin iki gözün ağ tabakalarına düşen imgelerinin farklı olması ve benzeri ipuçlarının beynimiz tarafından değerlendirilmesi sayesinde mümkün olmaktadır.<br />
4.1. Monoküler ipuçları Derinlik boyutunu algılayabilmemize olanak tanıyan bazı ipuçlarının ortaya çıkabilmesi için tek bir göz yeterlidir. Bu tür ipuçlarına monoküler ipuçları adı verilir.<br />
4.2. Gölgeler Işığın geliş açısına bağlı olarak nesnelerin bazı kısımlarının daha net, bazı kısımlarının ise gölgeli olarak görülmesi, derinlik algısına yol açan monoküler bir ipucu oluşturmaktadır.<br />
4.3. Araya girme Bir nesnenin bir başka nesnenin görünmesini kısmen engellenmesi durumunda görünüşü engellenen nesne daha uzaktaymış gibi görünür. Örneğin; aşağıdaki şekilde beyaz dikdörtgen şekil gri dikdörtgen tarafından kısmen kapatıldığı için daha uzakta duruyormuş izlenimi vermektedir.<br />
4.4. Açıklık Tüm ayrıntılarıyla görebildiğimiz bir nesneyi yakında, sadece kenar çizgileri ile görebildiğimiz bir nesneyi ise daha uzaktaymış gibi algılarız.<br />
4.5. Göreli yükseklik Yüksek olan nesnelerin kendilerinden daha alçak olan nesnelerden daha uzaktaymış gibi görünmeleri, derinlik algısına katkıda bulunan bir başka ipucudur.<br />
Yüksek olan nesnelerin kendilerinden daha alçak olan nesnelerden daha uzaktaymış gibi görünmeleri, derinlik algısına katkıda bulunan bir başka ipucudur. 4.6. Doğrusal perspektif Büyüklüklerini bildiğimiz nesneler uzaktayken birbirlerine olduklarından daha yakın görünürler. Örneğin; karayolunda ileri doğru bakıldığında yol kenarlar ilerde birbirine yaklaşıyormuş gibi görünür.<br />
4.7. Binoküler ipuçları Derinlik boyutunu algılayabilmemize olanak tanıyan bazı ipuçlarının ortaya çıkabilmesi için iki gözün birlikte hareket etmesi gerekmektedir.<br />
4.8. Ağtabakasal farklılık İki gözümüz arasında belirli bir mesafe olması nedeniyle bir nesnenin gözlerimizin ağtabakalarına düşen imgeleri farklı olur. Yani gözlerimizden herbiri bu nesnenin farklı bir yönünü görür. Gözlerimizin ağtabakalarına düşen imgeler arasındaki bu farklılık, derinlik algısı için önemli bir ipucu oluşturur.<br />
4.9. Konverjans Bakmakta olduğumuz bir nesne bize doğru yaklaştıkça, daha net bir görüntü sağlamak üzere göz bebeklerimiz de birbirine yaklaşmaktadır.</p>
<p>Algı Bozuklukları</p>
<p>Yanılsama (illusion): Uyaranların yanlış algılanması ve yorumlanmasıdır. Gece aniden uyandığımızda karanlıktan dolayı odada birisinin olduğunu sanmamız veya duvardaki izleri böcek sanmamız. Burada önemli olan nokta bir uyaranın olduğu ve bunun yanlış yorumlanamsı olduğunu unutmamaktır.</p>
<p>Varsanı (hallüsinasyon): Bir uyaran olmadığı halde algılama olmasıdır. Sıklıkla işitme ve görme varsanılarına rastlanır. Varsanı olması kişide ciddi ve hemen müdahale edilmesi gereken bir durum olarak düşünülmelidir.</p>
<p>Deralizasyon: Çevrenin değişmiş biçimde algılanmasıdır.</p>
<p>Depersonalizasyon: Bireyin kendisini, bedeninin tümünü veya bir parçasını değişmiş gibi algılamasıdır. Genellikle ağır ruhsal rahatsızlıklara eşlik eder ve kişiye büyük bir sıkıntı yaşatır. Müdahale ve kontrol edilmesi gereken bir durumdur.</p>
<p>ALGI YANILMALARI</p>
<p>Algı yanılması, algıladığımız durum ile gerçekleşen durum arasındaki farklılığa verilen addır. Bir şekli ya da nesneyi gerçekten olduğundan farklı olarak algılamamız, o şeklin içinde bulunduğu algısal ortamla yakın ilişkilidir. Bunu yanında alışkanlıklar, korkular ve istekler gibi bir çok etken duyu organlarımızın yanılmalarına ve algıların hatalı olmasına yol açarlar.Algı yanılmaları fiziksel olayların yanı sıra sosyal durumları, insan davranışlarını da içermektedir. Dıştan gelen bir uyarının yanlış algılanması veya bir ifadeyi gerçek amacından saptırarak yorumlamak algı yanılmalarına bir örnek teşkil edebilir. Algımızın özellikleri zaman zaman gördüklerimizi yanlış değerlendirmemize, yani algı yanılmalarına yol açabilmektedir.</p>
<p>Görmemizi sağlayan retinanın bir noktası algılama yeteneğinden yoksundur. Bu noktaya denk gelen görüntüler beyne ulaşmaz. Aşağıdaki deney bununla ilgili.</p>
<p>Sağ gözünüzü kapatın ve sol gözünüzle L harfine bakın. L harfine bakarken yavaşça ekrana yaklaşın sonra da uzaklaşın. Başınız ekrandan yaklaşık 50 cm mesafeye geldiğinde R harfini göremediğinizi farkedeceksiniz.</p>
<p>Aynı deneyi sağ gözünüzle R harfine bakarak da tekrarlayabilirsiniz.</p>
<p>Duyu organlarının görevlerini sınırlı şekilde yapması, diğer taraftan iç dünyamızı meydana getiren alışkanlıklarımız, korkularımız, beklenti ve isteklerimiz, yanlış eğitimden gelen hatalar ve pek çok neden algı yanılmalarına neden olur. Algı yanılmalarına neden olan dış faktörler, eşyanın fizik ya da geometrik özellikleriyle ilişkilidir. Algı yanılmaları yalnızca fiziksel nesne ve olayları kapsamaz, sosyal durumları, insan davranışını da içerir. Örneğin; bir kimse kendisine söylenen bir sözü, söyleyenin niyetinden farklı şekilde yorumladığı zaman bir algı yanılması vardır.</p>
<p>İnsan düzenli ve tutarlı algı yanılmaları gösteriyorsa, bu tür algılamaya halüsinasyon adı verilir. Halüsinasyonlar bireyin akıl sağlığında bir dengesizliğe işaret eder, aşırı halüsinasyon hallerinde bireyler tehlikeli davranışlarda bulunabilirler. Yanılsamada var olan bir nesne farklı algılanır. Halüsinasyonda kişi olmayan bir şeyi algılar. Halüsinasyonlar tamamen hayal ürünüdürler, bunlarda algıyı meydana getirecek hiçbir uyarıcı yoktur.</p>
<p>Algıda öğrenmenin rolü</p>
<p>Son yıllarda yapılan araştırmalar algısal özelliklerin bazılarının doğuştan varolduğuna, bazılarının ise öğrenme yoluyla sonradan kazanıldığına işaret etmektedir. Şekil-zemin algısı, renk algısı gibi nispeten basit algılar doğumda mevcut gibi görünmektedir. Buna karşı, algısal değişmezlik, algısal örgütlenme gibi daha karmaşık özellikler ise öğrenme yoluyla kazanılmakta veya en azından öğrenme yaşantıları bu özelliklerin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Dikkat</strong></p>
<p>Psiko-fizik enerjinin belli bir noktada toplanmasına denir.</p>
<p>Bilincin belli bir noktada toplanmasına denir</p>
<p>Bilincin bir noktada toplanmasıdır. Öğrenmenin iyi olması için öğrencinin derse karşı <strong>dikkat</strong>li olması gerekir. Bu da pekiştirme ve kaygılandırma yoluyla güdüleyerek sağlanabilir. Öğretmenlerin kullandıkları güdüleme araçlarının en önemlisi nottur.Ayrıca konunun önemi anlatılarak da <strong>dikkat</strong> arttırılabilir.</p>
<p>Duyusal kayıta gelen sınırsız uyarıcıdan sadece <strong>dikkat</strong> edilen, öğrencinin beklentilerine, amaçlarına uygun olan az sayıdaki uyarıcı seçilerek kısa süreli belleğe gönderilir. Bilginin duyusal kayıttan, kısa süreli belleğe geçişinde, DİKKAT ve SEÇİCİ ALGI süreçleri süzgeç görevi yapar. Bu nedenle aralıksız ve monoton bir biçimde üst üste verilen bilgiler, bireyin <strong>dikkat</strong> ve algı alanına giremediğinden duyusal kayıttan, henüz kısa süreli belleğe aktarılmadan kaybolmaktadır. Örneğin: çocuklar tahtadaki şemayı defterlerine çizerken öğretmen bir taraftan şemayı açıklıyorsa, çocukların <strong>dikkat</strong>i şemayı çizmeye verilmiş olacağından, öğretmenin açıklamaları duyusal kayıttan geçip kısa süreli belleğe aktarılamaz. Çünkü öğrenciler aynı anda sadece bir tür uyarıcı grubuna <strong>dikkat</strong> edip alabilmekte; diğerlerini elimine etmektedir. Öğrencinin <strong>dikkat</strong>inin öğretim konuları üzerine çekilmesi ve devamının sağlanmasına ilişkin problemler yatabilir. Bilinçli ve bilinçsiz olarak bir olayı daha canlı duruma getirmek için tümü ya da bir bir parçası üzerinde zihinsel gücün toplanması Psiko-fizik enerjinin bir nokta üzerine toplanması insan duyu organlarına gelen uyarıcıların bazı kısımlarını almaya ve işletmeye yönelmesi olarak tanımlanır. İnsan duy organlarına gelen uyarıcıların bir bölümünün farkına varabilmektedir. Çünkü organizma çevredeki uyarıcı kaynaklardan duyu organlarına ulaşan uyarıcılardan bir kısmını alabilmekte ve <strong>dikkat</strong> edebilmektedir. Öğrenci öğrenme ortamında duyum eşiği içerisinde olan pek çok uyaran içerisinde kendisine yakın bulduğu ihtiyaç ve beklentilerine uygun düşen uyaranları almaya hem istekli hem de kararlı davranır. <strong>Dikkat</strong>in sürekliliğine ilişkin açıklamalardan çıkarılabilecek ortak sonuç: İnsanın bir nokta – konu üzerine en fazla 16-20 dakika yoğunlaşabildiği yönündedir. Bu sonuç çoğu kimse tarafından dersler dersler niçin daha uzun süreli olarak planlanmaktadır gibi soruları gündeme getirmektedir. Burada akla gelebilecek örnek cevap, insanların ilgi duydukları bir kitabı okumaları, filmi seyretmeleri, spor müsabakasını izlemesi vb durumlarda gösterdiği <strong>dikkat</strong> genişliğidir. Nasıl ki bir müsabaka esnasında seyircilerin gözü sadece topun üzerinde değil de zaman zaman hakem, tribün , diğer oyuncular vb. gibi müsabakayı oluşturan diğer unsurlarla birlikte bir bütün olarak müsabaka da ise, öğretme ortamında önemli olanda ders sürecinde öğrencinin öğrenmeye karşı ilgisinin sağlanması, kendine uygun öğretim hedef ve projeleri seçmeleri, öğrenmenin öğrenci için anlamlı hele getirilmesi vb. durumlar öğrenci <strong>dikkat</strong>inin sürekliliğini sağlayabilir. Öğretmen için önemli görevlerden biri de öğrencinin öğretim ortamının unsurlarıyla etkileşim içerisinde olabilmesine yardımcı olur.</p>
<p>Dikkati Etkileyen Faktörler</p>
<p>Dış Faktörler:</p>
<p>1.Duyu organlarına gelen uyarımların seçimi ve neye <strong>dikkat</strong> edileceği uyarıcının şiddetine bağlıdır. (yüksek ses, parlak ışık, renk vb.<strong>dikkat</strong>i üzerine çeker.) Öğretim de yeri ve zamanı geldikçe bu uyarıcılardan yararlanılır.<br />
2.Yeni uyarıcılar alışık olunmayan durumlar <strong>dikkat</strong>in o noktalar üzerine çekilmesine sebep olur. Öğretmen, öğretme durumlarını yeni ve alışık olmadık durumlar oluşturarak yenileyebilir. Bu değişiklikler sınıf düzenlemeleri, öğretimde takip edilen farklı strateji yöntem ve tekniklere yer verme, hedefine düzeyine uygun değişik öğretmen rollerine bürünme gibi alışık olmadık farklı durumlar oluşturma dikkati bu noktalar üzerine çekebilmektir.<br />
3.Monotonluk taşıyan sürekli bir değişme içinde olan durumlar hem <strong>dikkat</strong>in seçici olmasını hem de sürdürülmesini sağlar.</p>
<p>İç Faktörler:</p>
<p>1.İşlenen konuya karşı ilgi azlığı. Öğretimde Öğrenci ilgisinin yeterli düzeyde sağlanmamış olması <strong>dikkat</strong>in farklı noktalara kaymasına neden olur. 2.Organizmanın çeşitli ihtiyaçlarını karşılanmaması ya da karşılanma derecesi<br />
3.Organizmanın kapasitesinin çok zorlanması ya da yorgunluk.<br />
4.Merak ve keşfetme duygusunun yüksekliği ve eşyalarla iş yapma duygusunun yüksekliği<br />
5.Sürekli kişilik özellikleri<br />
Öğretmenin bu hususlara <strong>dikkat</strong> ederek öğretme ortamında öğrenmenin niteliğine olumsuz yönde etki yapan unsurların varlığını en aza indirecek çalışmalar içerisinde bulunması gerekir. Bu unsurlar aynı zamanda öğretim faaliyetleri içerisinde öğretmenin destekleyici bir unsur olarak kullanacağı materyaller özelliğini de taşır.</p>
<p>Öğrencinin Öğretime Etkin Katılımını Sağlamada <strong>Dikkat</strong> Edilecek Hususlar</p>
<p>1.Öğrenmeler öğrenci için anlamlı ve ihtiyaçlarına uygun hale getirilmeli.<br />
2.Öğrencinin kendisine uygun hedef ve konuların seçilmesine yardım edilmeli<br />
3.Öğrenme durumları öğrenciye hem zevk vermeli hem de başardığını duyurmalıdır.<br />
4.Öğretmen öğrencide merak uyandırmalı.<br />
5.Sınıfta aynı şeyleri tekrar tekrar öğrenmede <strong>dikkat</strong>i azaltır.<br />
6.Öğrenci başardığını hissetmeli başarı umudu kaybetmesine engel olunmalıdır. 7.Öğrenciyi harekete yönelten motiflerin ihtiyaç sıralamasındaki yeri önemlidir. Bilhassa, sosyal ve psikolojik ihtiyaçların öğrenci davranışlarını oluşturmada etkisi <strong>dikkat</strong>e alınmalı<br />
8.Katılmanın sürekliliğini sağlamak için kaygı ve başarısızlığı doğuran sıkıntıların azaltılması gerekir. Kaygıdan çok sevdirme, benimsetme; güçleştirmeden çok kolaylaştırma olabilmelidir.<br />
9.Öğrencinin öğrenme hızı ve stilleri bir birinden farklıdır. Bu yüzden öğrenmede ferdi farklara önem verilmelidir.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> 2 şekilde toplanabilir:</p>
<p>Spontane <strong>Dikkat</strong> (kendiliğinden yönelme) Mesleki özelliklerimizin, kişilik özelliklerimizin rolü vardır.</p>
<p>İradeli <strong>Dikkat</strong> (kendi çabasıyla olur) Ses değişikliği, hareket, tekrar etmek, dokunmak, yeni şeylerden söz etmek çok önemlidir.</p>
<p>Genel konular açısından öğretmenin pek çok konu hakkında bilgi sahibi olması gerekir.</p>
<p>Öğretmenler, öğrencilerin <strong>dikkat</strong>lerini çekme ve belli noktalarda odaklaşmalarını sağlamak için aşağıdaki önerileri uygulayabilir.</p>
<p>1. Öğrencilere derste ne öğreneceklerini, öğrendiklerinin günlük yaşamlarında ne işlerine yarayacağını açıklayınız, önemini benimsetiniz. Örnek olay ve durumlarla gözlemelerini sağlayınız.<br />
2.Öğrencilere sorular sorarak onlarda merak uyandırınız. Örneğin; “Zaman birimi olarak saat olmasaydı insanlar nasıl yaşardı?”<br />
3. Beklenmeyen olaylar yaratarak öğrencilerin <strong>dikkat</strong> kesilmelerini sağlayınız. Örneğin; çevre temizliğini işleyeceğiniz bir günde çöp torbaları,faraşlar, süpürgeler, eldivenlerle sınıfa girebilir; Öğrencilerin uyarılmalarını sağladıktan sonra birlikte dışarı çıkarak çevreyi temizlerken dersin hedef davranışlarını kazandırabilirsiniz.<br />
4. Sınıfın oturuş düzenini değiştirerek, farklı araç-gereçler kullanarak fiziksel çevrede değişiklikler yaratınız.<br />
5. Öğrencilerin dokunmasına, koklamasına, duymasına, tatmasına, görmesine olanak tanıyan uyarıcılar kullanınız.<br />
6. Hareket ediniz; jest ve mimiklerinizi kullanınız, ses tonunuzu alçaltıp yükseltiniz, yumuşak bir ses tonu kullanınız.<br />
7. Kalemle oynama, gözü bir noktaya odaklama, hızla sınıfta dolaşma gibi <strong>dikkat</strong> dağıtıcı davranışlardan kaçınınız.</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-algi/">Dikkat Eksikliği ve Algı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-algi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarda Öğrenme</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-olan-cocuklarda-ogrenme/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-olan-cocuklarda-ogrenme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:07:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarda Öğrenme konusuna girişte öncelikle hiperaktivite deyince sadece davranış sorunu düşünmekten çok ben bu çocuğa nasıl öğretebilirim düşünülmelidir. Unutulmasın ki çocuk sınıfta öğrenemiyorsa kendini davranışları ile alarm vererek gösterir. Hiperaktif çocuklarda öğrenmede şöyle bir ilginç durum var –ben dahil- Biz asla ezberleyemiyoruz ,anlamadığımız şeyi çalışamıyoruz Biz Bloom taksonomisinde birinci düzey olarak kabul edilen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-olan-cocuklarda-ogrenme/">Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarda Öğrenme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dikkat</strong> Eksikliği Olan Çocuklarda Öğrenme konusuna girişte öncelikle hiperaktivite deyince sadece davranış sorunu düşünmekten çok ben bu çocuğa nasıl öğretebilirim düşünülmelidir.</p>
<p>Unutulmasın ki çocuk sınıfta öğrenemiyorsa kendini davranışları ile alarm vererek gösterir.</p>
<p>Hiperaktif çocuklarda öğrenmede şöyle bir ilginç durum var –ben dahil- Biz asla ezberleyemiyoruz ,anlamadığımız şeyi çalışamıyoruz</p>
<p>Biz Bloom taksonomisinde birinci düzey olarak kabul edilen ,tanım öğrenme, konuokuma anlatma tarzındaki öğrenmeden yarar sağlamıyoruz taksonomiye göre birinci düzey -en alt düzey öğrenmeyi yapamıyoruz ikinci basamak olan kavrama düzeyi ile öğreniyoruz ) yani alttaki basamağı yapamıyor sıra atlıyoruz .</p>
<p>İlkel ,en basit düzey öğrenme sayılan ve birinci sırada yer alan bilgi düzeyinde öğrenme bizim için hiçbir şey ifade etmiyor .</p>
<p>Okullarımızda en çok kullanılan yöntem de ne yazık ki bu birinci düzey öğrenme.</p>
<p>İddialı denen okullar da öğrenme kalitesini üst basamaklara çekmek yerine müfredatı birinci düzey bilgi ile şişirerek çocuğa yükleniyor.</p>
<p>Çok bilgi vermek iyi bilgi vermek sanılıyor.</p>
<p>Bir bilgisayar düşünün ram belleği düşük olsun yani önbellekte çok uzun süre bilgi tutamıyor olsun ama buna karşın işlemcisi hızlı ve çift çekirdekli -çok çabuk bilgi işliyor hatta bazen hafıza bu hızı izleyemiyor-ve diyelim ki siz sürekli önbelleğe yükleniyorsunuz</p>
<p>&#8230;çocuk takip edemiyor ..dersten kopuyor ya da programları cpu da çalıştırmak yerine harddiske kopyalayıp yapıştırınca elbette çalışmıyor&#8230;.</p>
<p>-bu tanımı nasıl elde ettik &#8230;bu formül nerden çıktı ? bunları daha sorup öğrenemeden ikinci üçüncü formül tepeden iniyor &#8230;yükleniyor da yükleniyor ..nereye ..önbelleğine yani&#8230; kısa süreli bellek ve çabuk yorulan bilgiyi organize etme ve <strong>dikkat</strong> merkezine.. en zayıf olan yeteneği de bu &#8230;.bi süre sonra da çalışmaz hale geliyor zaten peki düşünen akıl ne yapıyor &#8230;ön sıradaki arkadaşının tokasının renginden yola çıkıp ejderhalarla dolu bir düşsel savaşa uçuyor&#8230;ya da daha kötüsü çocuk bedeniyle birlikte yan sıradaki arkadaşının üstüne uçuyor (vardı öyle bir öğrencim &#8230;resmen bir ateş parçası..sonra yarışmada sınıf ikincisi oldu) çünkü biz bilgiyi farklı işliyoruz ardışık (lineer )sıra izlemiyoruz (non lineer bir bilgi işleme tarzımız var ) ,bilgi beynimizde zıplayarak ilerliyor diyelim birden fazla yerde işlem yapıyor ve bu yüzden bilgiyi geri bildirmekte sorun yaşıyoruz.)</p>
<p>Bizim daha farklı öğrenme yöntemlerine ihtiyacımız var .Bir kısmını yukarıda özetledim ama daha kişisel farklılıklar (eğer varsa) için uzmanlık gerekiyor (benim discalculi sorunum gibi &#8230;matematikle başım dertte</p>
<p>-Öğrenme sorunumuz yok, öğrendiğimiz anladığımız şeyi sınavda istenen biçimde sunma sorunumuz var -geri bildirme (bir türlü cevabı toparlayıp yazamıyoruz şıklardan seçmek ya da boşluk doldurmak gibi ipuçları hafızamızın bilgiyi depoladığı son bölgeye bizi ileten bookmarklar görevi yapıyor.</p>
<p>istediğimiz kadar çalışmış olalım &#8220;dilimin ucunda kelimeler bir türlü söyleyemiyorum &#8220;durumumuz daimi bir durum. Bu nedenle yasal hakkımız olan test sınavı ya da boşluk doldurmalı sınavlar hem çocuğun başarısını yükseltir hem de derste öğretmeni rahat ettirir-çünkü başarılı olan çocuk sınıfınızı dağıtmak yerine dersle ilgilenmeye başlar</p>
<p>–Özellikle kuru ve düz anlatımlı metinlerle çalışıldığında başarı şansımız iyice düşüyor.</p>
<p>-Bol tekrar hiperaktifi dersten koparır</p>
<p>-Aşırı yüklü içerik ,bilimsel olarak da ispatlandığı gibi her çocuğun(sadece hiperaktifler değil) sadece 20 dakika olan <strong>dikkat</strong> toplama süresini geçiyor .Gereksiz detaylarla dolu müfredat öğrenmeyi değil ,unutmayı garantiliyor .</p>
<p>-Bilgiyi süreç içinde sindirerek eski bilgiyi yeninin üzerine kurararak öğrenecek .Müfredat buna göre ayarlanacak .derslerin içerikleri birbiri ile bağlantılı olacak .bilgiyi her düzeyde (kavramdan.uygulama ,analiz ,sentez değerlendirmeye ) öğretene dek yeni konuya geçmeyecek ,Konular rüzgar gibi geçmeyecek ,çocuğun bilgiyi anlayarak düşünerek işlemesine zaman tanınacak .</p>
<p>-Bilgiler basitten karmaşığa yapı taşları halinde ,birbiri ile ilintili ,neden sonuç içeren ,bir mantık içinde verilmeli ezber sırası ile değil</p>
<p>-Okullarda tanım değil beceri öğretilecek özet çıkarma ,farklı olanı bulma ,benzeyenleri bulma ,hangi yönlerle benzediklerini fark etme ,araştırma yapma ,konunun can alıcı noktasını bulma ,kavramlara hakim olma ,bilgiyi ayrıştırma (analiz) yeniden kurma ,neden sonuç ,ilişkisi kurma ,problemi tespit etme ,problem çözme , birbiri ile bağlantılı iki üç bilgiden yeni bilgi oluşturma, ,teori üretme ,mantık yürütme , fikrini kanıtlarla ispatlama,kanıt bulmak için bir bilgiyi hızlı gözden geçirme ,tartışma gibi beceriler kazanacak .Öğrenmekten zevk alacak .</p>
<p>-Merak ve ilgi uyandırmalı .İlgi bilginin ön şartıdır .İnsanlar bilgiye ihtiyacı olduğu için ya da merak ettiği için öğrenir sınavda başarılı olmak için öğrenmez.</p>
<p>-Çocuk düşünerek kendi bulmalı ki sahiplensin unutmasın .Ve düşünmeyi öğrensin</p>
<p>-Bilgiyi bize verilen cümleler kalıp gibi hatırlamıyoruz .Kendi sözcüklerimizle yeniden oluşturmamız gerekiyor</p>
<p>(Anladığımız bir bilgiyi yıkıp tekrar kurma ,kurcalama ,analiz .yapılandırma )</p>
<p>-Görsellik ,ses,şema, akılda kalıcılığı arttırır .Tanımları değil kavramları öğretin .Bırakın tanımı o kendi oluştursun .hatta ona her konunun kavram haritasını çıkarma alışkanlığı kazandırın -bu bilgiye nasıl ulaştık, bu sonuca neden geldik gibi..</p>
<p>Ona hayat boyu yardımcı olacaktır.Bilgiyi sistemli klasörler gibi beyninde birbirini ile bağlantılı organize linkler-bookmarklar olarak depolayacak- ihtiyacı olduğu zaman istediği bilgiyi geri çağırmasına yardım eden hansel ve gratel yollarıdır bu kavram haritaları&#8230;</p>
<p>-En iyisi ise task based denen proje vb yöntemlerle öğrendiğimizi ellerimizi aklımızı gözlerimizi kullanarak bir ürün ortaya koyma sürecinde öğrenmek yani yaparak öğrenmek</p>
<p>(Aslında okullarda sınav yerine performans ve proje ile başarı ölçme yöntemi bir ölçme değerlendirme yöntemi olarak klasik sınavda bilgisini gösteremeyen hiperaktif çocuklarımız içindi.. tüm çocuklar için değil ).Bir çeşit angaryaya dönüştü ne yazık ki.</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-olan-cocuklarda-ogrenme/">Dikkat Eksikliği Olan Çocuklarda Öğrenme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-olan-cocuklarda-ogrenme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkatsizliğe Çare</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkatsizlige-care/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkatsizlige-care/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:07:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geliştirilen yeni bir ilaçla artık insanlar artık daha uyanık olacak. Fransız Serviyer Firması tarafından üretilen yeni ilaç, beyinde uykuyu meydana getiren sinirleri uyararak, insanın daha uzun süre uyanık kalmasını sağlıyor. Özelllikle uzun yol şoförleri, sınav zamanlarında öğrenciler ve uyanık olmayı gerektirecek meslekler de kullanılması beklenen ilacın, uykuyu sağlayan bölgeyi uyarması sebebiyle dikkati de artırdığı belirtildi. Erzurum [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkatsizlige-care/">Dikkatsizliğe Çare</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geliştirilen yeni bir ilaçla artık insanlar artık daha uyanık olacak. Fransız Serviyer Firması tarafından üretilen yeni ilaç, beyinde uykuyu meydana getiren sinirleri uyararak, insanın daha uzun süre uyanık kalmasını sağlıyor. Özelllikle uzun yol şoförleri, sınav zamanlarında öğrenciler ve uyanık olmayı gerektirecek meslekler de kullanılması beklenen ilacın, uykuyu sağlayan bölgeyi uyarması sebebiyle dikkati de artırdığı belirtildi. Erzurum SSK Hastanesi Nöroloji Uzmanı</p>
<p>Dr. Mehmet Yavuz, &#8220;İlacın, uykudan kaynaklanan trafik kazalarını asgariye indiriceği ve sınav döneminde öğrencilerin daha fazla ders çalışmalarını sağyalacağı aşikar&#8221; diye konuştu.</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkatsizlige-care/">Dikkatsizliğe Çare</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkatsizlige-care/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği Sendromu</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-sendromu/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-sendromu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:06:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dikkat eksikliği sendromu; farklı yaş gruplarında ve hayatın farklı evrelerinde, farklı çehrelerle karşımıza çıkan bir olgudur. “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromu” adıyla, çocuklarda ve ergenlerde; dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik ana belirtileriyle dikkat çeken, gerek okul hayatına ve akademik başarıya gerekse aile ve sosyal hayatına yansıyan aksamalar ve dalgalanmalar ile farkedilen bir durumdur. Yetişkinlik döneminde ise, daha çok, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-sendromu/">Dikkat Eksikliği Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="span8">
<p><strong>Dikkat</strong> eksikliği sendromu; farklı yaş gruplarında ve hayatın farklı evrelerinde, farklı çehrelerle karşımıza çıkan bir olgudur.</p>
<p>“<strong>Dikkat</strong> eksikliği ve hiperaktivite sendromu” adıyla, çocuklarda ve ergenlerde; <strong>dikkat</strong> ve konsantrasyon güçlüğü, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik ana belirtileriyle <strong>dikkat</strong> çeken, gerek okul hayatına ve akademik başarıya gerekse aile ve sosyal hayatına yansıyan aksamalar ve dalgalanmalar ile farkedilen bir durumdur. Yetişkinlik döneminde ise, daha çok, konsantrasyon, planlama ve organizasyon becerilerindeki problemlere yerini bırakarak “<strong>dikkat</strong> eksikliği sendromu” tanısıyla karşımıza çıkar; ve kişinin hem iş hayatına hem de özel ve sosyal hayatına yansıyan aksamalara neden olabilecek potansiyeldedir.</p>
<p>Yetişkinlik döneminde, <strong>dikkat</strong> eksikliği sendromunun belirtileri ;</p>
<p>Günlük iş, uğraş ve aktiviteler sırasında <strong>dikkat</strong> ve konsantrasyon süreleri kısadır; çevresel uyanlar tarafından kolaylıkla ilgileri dağılabilir ve performansları etkilenebilir.</p>
<p>Söylenen bir şeyi hatırlayamayabilirler. Yönerge ve talimatları bir kerede anlamakta, akıllarında tutmakta ve hatasız uygulamakta zorlanabilirler.</p>
<p>Konuşkandırlar ancak genellikle konudan konuya atlayarak, hızlı ve karmaşık çağrışımlarla konuşurlar. Bazen odağı kaybederler.</p>
<p>Düşünmeden konuşurlar, bazen düşünmeden davranabilirler de. Bazen istemeseler de kırıcı olabilir ve bu nedenle de, söyledikleri ya da yaptıkları şeylerle ilgili sıklıkla pişmanlık hissederler.</p>
<p>Dinlemekte zorlanabilirler, sık sık karşıdakinin sözünü keserler, sabırsızlanırlar.</p>
<p>Zaman planlaması konusunda zorlanırlar; genellikle randevularına geç kalırlar, işleri ya son dakikada yetiştirirler ya da hiç yetiştiremez ve ek süre talep ederler.</p>
<p>Planlama ve organizasyon becerileri zayıftır; işleri ve günlük aktiviteleri önem ve öncelik sırasına koymakta, bir işin ya da aktivitenin alacağı zamanı öngörmekte, günlük programlarını ve ilişkilerinin sınırlarını ayarlamakta zorlanırlar.</p>
<p>Kolayca hayal kırıklığına uğrayabilir ve sıkılabilirler.</p>
<p>Duygulanımları değişkendir; bu bazen bazı kişilerde dengesizlik olarak adlandırılabilecek boyutlara da varabilir.</p>
<p>Sınırlarları belirlemekle ilgili yaşadıkları problem, ilişkilerinde de yansıma bulur. “Hayır” demekte, sınır koymakta zorlanırlar; yakın-uzak, mahrem-aleni gibi sınırları karmaşıklık ve değişkenlik sergileyebilir, gel-gitler içerir.</p>
<p>Yetişkinlik döneminde azalmakla birlikte, bazen bazı kişilerde hareketlilik ve yerinde duramama hali gözlenebilir. Sık sık oturuş pozisyonu değiştirmek, odanın içinde sıkça gezinmek, masaya ya da koltuğun kenarına parmaklarla vurmak, ayak ya da bacak sallamak, konuşurken ya da dinlerken göz kontağını kaybetmek gibi davranışlar gösterebilirler.</p>
<p>Güçlü ve yaratıcı potansiyellerine rağmen öz güven ve öz saygı açılarından dalgalanmalar ve güvensizlikler yaşayabilirler. Bu da, sürekli olarak işleri sürüncemede bırakma eğilimleri, bir işe başlamakta ve başladıklarında sürdürme ve tamamlamada güçlük çekmelerine bağlı olarak karşılaştıkları eleştiriler ve yaşadıkları başarısızlıklarla doğru orantılı olarak derinleşir. Öte yandan bu da genel kaygı seviyelerini arttırır. Bu duyguların birikimi zaman içinde depresyona zemin hazırlayabilir.</p>
<p>Tedavi alternatiflerine dair&#8230;</p>
<p>Kişinin ve yakın çevresinin, bu sendrom hakkında bilgilenmesi en temel gelişim ve yardım aracıdır. Kişi, yaşadığı zorluğa dair farkındalık kazandıkça, bilgilendikçe, yaşamını yapılandırması ve baş etme becerilerini o yönde geliştirmesi kolaylaşır. Kişinin zorlandığı başlıca alanlar olan, planlama ve organizasyon becerilerini geliştirmesi adına bu konuda hazırlanmış kitaplardan, eğitimlerden, seminerlerden ve grup çalışmalarından faydalanması yaygın ve iyi sonuç veren alternatiflerdir. Psikoterapi ve buna paralel ilaç tedavisi de; kişiye, durumun özelliklerine ve sendromun etki boyutlarına göre yapılandırılarak faydalanılabilecek profesyonel yardım alternatiflerindendir.</p>
<p><strong>Dikkat</strong> eksikliği sendromu olanların güçlü yanları ;</p>
<p>Genellikle, yaratıcı, esnek, canlı, enerjik ve zeki bir portre çizerler. Sezgilidirler. Girdikleri sosyal ortamlarda sevilen ve <strong>dikkat</strong> çeken kişilerdir. Terapi ve destek sürecinin en önemli parçalarından biri, sahip oldukları bu potansiyeli ve güçlü yanları ortaya çıkarabilmelerini sağlamak, bu özelliklerden etkin şekilde yararlanabilmelerine yardımcı olmaktır. Zira, <strong>dikkat</strong>, konsantrasyon, planlama, sıralama, düzenleme ve organizasyon alanlarındaki zayıflıkları ile baş edebilmek için, bu güçlü yanlarını fark etmeleri ve bunlardan yardım almaları baş etme becerilerine yatırım yapabilmeleri adına anlamlı ve faydalı olacaktır.</p>
</div>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-sendromu/">Dikkat Eksikliği Sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkati Etkileyen Etmenler</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkati-etkileyen-etmenler/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkati-etkileyen-etmenler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2175</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-Dikkati Etkileyen İç etmenler: Dikkatin belirli bir yöne çevrilmesi,insanın gereksinim(ihtiyaç),ilgi,merak ve duygularına bağlıdır Örneğin aç olan birinin dikkatini pastanedeki yiyecekler,tok olan birinin dikkatini içecekler çeker. 2-Dikkati Etkileyen Dış etmenler: a)Uyarıcının kuvvet ve hacmi;güçlü bir ışık,ses,koku dikkatimizi çeker b)Aşırı zıtlıklar(buğday tarlasında bir gelincik dikkatimizi çeker) c)Hareket eden uyarıcılar(Tiyatroda oturanların arasından birisinin ayağa kalkması) d)Yenilik ve tanışıklık;(sınıfa [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkati-etkileyen-etmenler/">Dikkati Etkileyen Etmenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1-Dikkati Etkileyen İç etmenler: Dikkatin belirli bir yöne çevrilmesi,insanın gereksinim(ihtiyaç),ilgi,merak ve duygularına bağlıdır Örneğin aç olan birinin dikkatini pastanedeki yiyecekler,tok olan birinin dikkatini içecekler çeker.</p>
<p>2-Dikkati Etkileyen Dış etmenler:<br />
a)Uyarıcının kuvvet ve hacmi;güçlü bir ışık,ses,koku dikkatimizi çeker<br />
b)Aşırı zıtlıklar(buğday tarlasında bir gelincik dikkatimizi çeker)<br />
c)Hareket eden uyarıcılar(Tiyatroda oturanların arasından birisinin ayağa kalkması)<br />
d)Yenilik ve tanışıklık;(sınıfa yeni gelmiş bir öğrenci)<br />
e)-Alışılmışın dışındaki uyarıcılar (Çok uzun ve ya çok kısa biri)<br />
f)Tekrarlar (yinelemeler);tekrarlar (yinelemeler);tekrarlar(yinele meler); dikkatimizi çeker</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkati-etkileyen-etmenler/">Dikkati Etkileyen Etmenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkati-etkileyen-etmenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat Eksikliği ve Okul Başarısı</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-okul-basarisi/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-okul-basarisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:04:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dikkat eksikliği ve okul başarısı çok yakından alakalı iki kavramdır. Öğrencinin okulda ki başarısını arttırabilmesi için derslerini dikkatli bir şekilde dinlemesi ve sınavlarda dikkatli bir şekilde soruları cevaplaması gerekir. Ancak öğrencide dikkat eksikliği sorunu varsa bu pek mümkün olmaz. Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de her şeyden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-okul-basarisi/">Dikkat Eksikliği ve Okul Başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dikkat eksikliği ve okul başarısı çok yakından alakalı iki kavramdır. Öğrencinin okulda ki başarısını arttırabilmesi için derslerini dikkatli bir şekilde dinlemesi ve sınavlarda dikkatli bir şekilde soruları cevaplaması gerekir. Ancak öğrencide dikkat eksikliği sorunu varsa bu pek mümkün olmaz.</p>
<p>Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu çocuklar, oyuncaklardan dahi sıkılıp kısa bir süre sonra onları parçalamayı tercih ederler. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne/baba ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Anne /babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Üzerine aldıkları bir işi sürekli bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine geçerler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler. Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır.</p>
<p>Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler. (derste konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip sesler çıkarma gibi). Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı genellikle sevmezler. Ders kitabı okumanın yanında hikaye ve roman türü kitapları okumaya karşı da isteksizdirler. Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar eklenir. Sabırsızlıkları nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış okumalara sık rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar. Özellikle ilkokula başladığı yıllarda sınav kağıdını öncelikle vermeyi marifet sayarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar. Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler.</p>
<p>Zeka düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır. Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar. Tabi bunu hemen dikkat eksikliği hiperaktivite ye bağlamamak lazım ama maalesef Türkiye’de her dediği yapılan ve bilinçli ceza uygulanmayan çocuklarında hiperaktif görünümler sergilediğine de üzülerek tanık olmaktayım. Hiperaktivite ve dikkat eksikliği çok kolay şekilde tanısı konulacak bir hastalık değildir. Çok çeşitli nedenler çocuklarda dikkat eksikliği yapabilir. Bunun çok iyi ayırt edilmesi gerekir. Eğer tanı “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu” ise muhakkak tedavisi yapılmalıdır. Çünkü bu hastalık her zaman dediğim gibi çocuğunuzu bir arabaya benzetirsek el freni çekik bir araba ile gidilmesi gibidir. Nasıl o arabanın el frenini indirdiğinizde anında performansı artarsa ,bu çocuklar da tedavi edildiğinde anında akademik başarıları yükselmektedir. Öncelikle yazılarımdaki en büyük hedefim sizlere, eğer arabanızın el freni çekik kalmışsa ve sizde bunu fark etmiyorsanız bir an önce bunu sizlere fark ettirmeye çalışmak olmuştur.</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-okul-basarisi/">Dikkat Eksikliği ve Okul Başarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/dikkat-eksikligi-ve-okul-basarisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitap Okumak İstiyorum</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/kitap-okumak-istiyorum/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/kitap-okumak-istiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yoksulluğun acısını en çok çocuklar çeker. Ya yoksulluk yüzünden okula gidemiyorlarsa? .. İşte o zaman büyük bir isyan duygusu yaşarlar. Yoksulluğa boyun eğmek istemezler. Bu kitabın yazarı Cubao, böyle bir çocukluk yaşamış. Ve hüzünlü öyküsünü bütün çocuklar öğrensin istemiş. Bizlere anlatmak istediği çok şey var&#8230;</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/kitap-okumak-istiyorum/">Kitap Okumak İstiyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yoksulluğun acısını en çok çocuklar çeker. Ya yoksulluk yüzünden okula gidemiyorlarsa? .. İşte o zaman büyük bir isyan duygusu yaşarlar. Yoksulluğa boyun eğmek istemezler.</p>
<p>Bu kitabın yazarı Cubao, böyle bir çocukluk yaşamış. Ve hüzünlü öyküsünü bütün çocuklar öğrensin istemiş. Bizlere anlatmak istediği çok şey var&#8230;</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/kitap-okumak-istiyorum/">Kitap Okumak İstiyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/kitap-okumak-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Gelişimi</title>
		<link>https://www.hakanbasaran.com.tr/beyin-gelisimi/</link>
					<comments>https://www.hakanbasaran.com.tr/beyin-gelisimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ele]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 15:03:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.hakanbasaran.com.tr/?p=2169</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beynin yapısı ve gelişimi üzerindeki çalışmalar çok gerilere gitmemektedir. İlk çalışmalarda uzmanlar, hafıza kaybı, cücelik, felç gibi hastalıklardan ölen kişilerin beyinlerinden aldıkları kesitlerde incelemeler yapmışlar ve beynin hangi bölümlerinin hangi görevleri üstlendiklerini bulmuşlardır. Çalışmalar, parçalanan hasta beynin, sağlıklı olanla karşılaştırılması esasına dayan maktadır. Özel laboratuvarların ve tekniklerin son yıllarda gelişmesiyle, beyin üzerinde somut deneyler yapılmaya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/beyin-gelisimi/">Beyin Gelişimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beynin yapısı ve gelişimi üzerindeki çalışmalar çok gerilere gitmemektedir. İlk çalışmalarda uzmanlar, hafıza kaybı, cücelik, felç gibi hastalıklardan ölen kişilerin beyinlerinden aldıkları kesitlerde incelemeler yapmışlar ve beynin hangi bölümlerinin hangi görevleri üstlendiklerini bulmuşlardır. Çalışmalar, parçalanan hasta beynin, sağlıklı olanla karşılaştırılması esasına dayan maktadır. Özel laboratuvarların ve tekniklerin son yıllarda gelişmesiyle, beyin üzerinde somut deneyler yapılmaya başlanmış, zihinlerde çözümü bekleyen birçok sorunun cevabı verilmiştir.İlk ipuçları, hastalıklı beyinlerin hastalıkları nedeniyle geçirdikleri ruhsal değişikliklerini gözlemleyerek elde edilmiştir.</p>
<p>Beyin, merkezi sinir sisteminin en önemli bölümü olarak, kafatasının içinde saklı bulunur. Böylelikle de dış koşullardan ve darbelerden korunmuş olur.Evrimsel gelişimi itibariyle beynin en eski bölümü, diğer bölümler tarafından neredeyse tamamen örtülmüş olan ana beyin dir.</p>
<p>Her canlı türünün ortaya koyduğu, kendine özgü tepkileri mevcuttur.Bu tepkiler canlıların gelişimi ile orantılı olarak karmaşıklaşır ve alternatiflerini doğurur.En basiti; bir salyangozun antenlerine dokunduğumuz zaman, hayvanın derhal antenlerini içeri çekmesi, birkaç saniye sonra da eski konumuna getirmesidir. Bunu her tekrarlayışımızda aynı tepkiyi verecektir; üretebileceği bir alternatifi olmayacaktır.Aynı deneyi gelişmişlik düzeyi daha üst sınıfta olan bir canlı üzerinde denediğimiz zaman, farklı sonuçlarla karşılaşmamız mümkündür. İlkinde muhtemelen kendini korur,tekrarı halinde ise herhangi bir şekilde bizi etkisiz hale getirmeye çalışır ya da kendini oradan uzaklaştırır. Bu durum salyangoz deneyinden çok farklı neticelerin ortaya çıkması olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Davranış dediğimiz şey aslında, temelde programlanmış, yeme, içme, çiftleşme, kaçma ve uyku gibi özelliklerden meydana gelir. İlkel canlılarda içgüdü olarak isimlendirilen davranışlar, belli işaretler yaratılmasıyla start alacak, tıpkı bilgisayar programı gibi otomatik davranışlar ortaya konacaktır.İştebu hoşlanılan ve hoşlanılmayan duygulardan oluşan değerler, o canlıda Temel bilinç alanının doğmasına neden olur.Hemen insanın aklına, bu temel bilinç alanı, beynin neresinde yer alır? sorusu geliyor</p>
<p>Evrimsel gelişim içinde yükselerek gelişen hayvanların beyinleri incelendiğinde, beynin evrimleşmesi ile birlikte eylemlere duyguları katma ilkesinin de artan oranda başarıldığı görülmektedir.Duyguların işe karışmaları öylesine gelişmiştir ki, sonuçta duygular özelliklerini değiştirmiş ve geliştirmiştir. Bilinç haline gelen duygular, insanlarda, düşünmek, planlamak, kıyaslamak, fikir üretip geliştirmek, karar vermek, gözlemleyip sonuç çıkarmak gibi son derece karmaşık işlemlerin gerçekleştirilebilmesine yardımcı olur.</p>
<p>Duygusal hayatımızın en eski kökü, koklama duyusuna dayanırya da diğer bir deyişle kokuyu alıp inceleyen, koku lobudur. Koku lobundan, duyguya yol açan eski merkezler gelişmeye başlayıp beyin sapının baş kısmını çevreleyecek kadar genişledi. Kokuların büyük ölçüde hatırlatma gücüne sahip oldukları bilinir.Örneğin, bazı anahtar kokular, kişilerin çocukluğundaki birçok olayın yeniden hatırlanmasını sağlar. Bundan başka beyindeki nöronlar arasında yeni bağlantıların kurulması ile oluşan beyin ağı, daha önceden depolanmış bilgilerle bağlantı kurulup yeni çıkarımların ortaya konmasını sağlar. Birtakım yeni düşünce ve duyguların oluşması ve bunların farkına varmak da insanda benlik bilincinin hissedilmesi sonucunu doğurur.</p>
<p>Beynin isimlendirilmiş bölümlerinin görev ve fonksiyonları hakkındaki bilgiler de şöyle:</p>
<p>Ensemizin arkasına denk gelen bölgede beynimizin, beyincik (küçük beyin) adı verilen bölümü yer alır. Bütün istemli ve istemdışı (otomatik) kas hareketlerinin koordine edilmesinden sorumludur. Motorik düzenleme ve denge merkezidir.Vücudun duruşu ile iskelet kaslarının kasılma derecesini düzenler.Duyu organlarından gelen tüm impulslar ve büyük beyinden gelen tüm emirler, beyinciktetoplanır.Emirleri ve impulslari koordine eden beyincik, sonucu kaslara iletir.</p>
<p>Acı, sıcaklık ve belirli diğer duyusal değişiklikler (impulslar) talamus içersinde duyu olarak benlik kazanır.Gelen uyarıların iyi,kötü olarak değerlendirilebilmesi için beyin korteks (dış beyin) inin ilgili merkezlerine iletilir. Buraya ulaşan yüzlerce uyarı arasından hangisine konsantre olabileceğimizi saptar.Korku ve sevinç duygularının algılanması da talamusta olmaktadır.</p>
<p>Talamusun altında yer alan hipotalamus bölümü, vücut sıcaklığı, su dengesi, iştah, karbonhidrat ve yağ metabolizması, uyku, vücut ağırlığı ve heyecan mekanizmalarından sorumludur.Bu bölümde oluşacak en ufak aksaklık, direkt ölümle sonuçlanır.</p>
<p>Hipotalamusun görevini yerine getirmedeki en büyük yardımcısı, hipofizdir.Hemen hemen tüm hormonal dengeyi yönetir. Cinsel tavır ile cinsel davranışları belirler. Ayrıca tiroid, sindirim organları ve cinsel organların çalışmalarını yönlendirir. Stres reaksiyonlarının bir bölümünün yönetilmesi, etkilerinin saptanması ve gri beyin hücrelerine (korteks=dış beyin) yollanması da hipofizin görevleri arasındadır.</p>
<p>Epifiz talamusun üst yüzeyinde, yuvarlak yapılı bir bezdir. Beyin yarım kürelerinin arasında yer alır.Epifiz salgısı yumurtalıkların işlevlerini ya doğrudan doğruya ya da hipofiz üzerindeki etkisi nedeniyle dolaylı olarak etkiler. Bu salgı, yumurtalıkların çalışmasını durdurucu niteliktedir. Ayrıca, insanın günlük yaşam ritmini ayarlar, gece ve gündüze, ışık değişimlerine karşı tepki gösterir.</p>
<p>Üstten baktığımız zaman, beynin, ortasından derin bir yarıkla ikiye ayrılmış olduğunu görürüz. Biri diğerinin simetrisi görünümündeki bu iki lob Corpus Callosum=Nasırlı cisim) adı verilen bir köprü ile bağlanmıştır. Beynin iki loblu yapısının izdüşümü, morfolojik yapıda da gözlenmektedir. İki gözümüz, iki kulağımız, iki bacağımız ve kolumuz vardır. Bunların bütün işlevlerini koordine eden iki hareketli merkez vardır. Yürümek, tutmak ve çiğnemek gibi hareketleri yönlendiren bu merkezlerin yanı sıra beyinde, kasların dokunma ve eklem yerlerinin şekil alma duyarlılıklarını yöneten iki de duyumsal merkez bulunmaktadır. Korteksimizde (Üst beyin) yine buna benzer biçimde iki görme ve işitme merkezimiz vardır. İşitme merkezini ele alalım: Sağ ve sol lobda birer işitme merkezi bulunur. İlginç bir nokta, gürültü ve müzik sağ yarım küredeki işitme merkezince daha iyi değerlendirilmekte, buna karşılık soldaki merkezde, konuşma, anlatma ve açıklama gibi vasıflar daha başarılı olarak algılanıp, gerçekleştirilmektedir. Görme merkezimizde de bu asimetrik durum göze çarpmaktadır. Soldaki merkez daha çok yazıları (kelime ve harfleri) değerlendirirken, beynin sağ yarım küresinde yer alan görme merkezi ise, figürler, formlar (biçimler) konusunda aktif olmaktadır.</p>
<p>Bedenimizin sağ ve sol tarafındaki bazı organlar, beynin kendisine göre ters olan bölümü tarafından yönetilirler.</p>
<p>Temel Bilinç Alanı nın beyinde bir merkezi var mı? sorusuna gelelim. Beyinle ilgilenen bilim adamları, beyinde bu yönde bir merkezin olmadığı düşüncesindeler. Pribram için hologram ile beynin işleyiş biçimi arasında benzerlik çok çarpıcı idi. O, hatıraların, beynin içinde belirli bir bölgede yerleşik bulunamayacağı, hologram prensibine uygun şekilde homojen dağılarak snapslara yazılacağı görüşündeydi.</p>
<p>İndiana Üniversitesinde bu kurama inanmayan ve öfkeyle karşı çıkan biyolog Paul Pietsch&#8217;nin deneyleri Pribramı doğrular nitelikteydi. Deneylerinde semenderi denek olarak kullanan Pietsch, beyni çıkartılmış bir semenderin ölmediğini biliyordu. Semender beyni dışarda olduğu süre içinde baygın yatıyor, ama beyni yerine konduktan sonra hemen normale dönebiliyordu. Pietsch eğer semenderin beslenme davranışı beynimizin içindeki belirli herhangi bir merkezden yönetilmiyorsa,mantıksal olarak beynin yerleştirilme biçiminin hiçbir önemi olmayacağını düşünüyordu. Eğer bir sorun yaratacaksa, Pribramın kuramının yanlış olduğu ortaya çıkacaktı. Pietsch, semenderin beyninin sağ ve sol yarımkürelerinin yerlerini değiştirdi, ama büyük bir şaşkınlıkla semenderin normalbeslenme davranışlarına kısa bir sürede döndüğünü gözlemledi. Başka bir semenderin beynini baş aşağı yerleştirdi. İyileşince onun da normal biçimde beslenmekte olduğunu gördü. 700e yakın deneğin beyinlerini dilimledi,fiskeledi,ameliyatla çeşitli bölümlerini aldı; ama sonuç hiç değişmedi. Bu deneylerdeki bulgular, Pietschi Pribrama inanmış hale getirdi.</p>
<p>Bu yüzden, beynin birçok merkezinin yerini kesin olarak bilmek ve tanımlamak mümkün olamamaktadır.Beyne gelen impulslar, enformasyonlar ve bilgiler, o bilgi türü için görevli merkezlerce algılanır. Daha sonra snaptik bağlantılardan yararlanarak, bütün yüzeyine yayılır ve aynı anda değişik yerlerde saklanır.</p>
<p>Beyin bir halogramdır. Beynin işleyiş yasaları, tek boyutlu ve nedenselliğe dayalı bir mantıkla kavranılmayacak derece komplekstir. Onu anlayabilmek için yeni sibernetik yasalara gerek duymaktayız.</p>
<p><a href="https://www.hakanbasaran.com.tr/beyin-gelisimi/">Beyin Gelişimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.hakanbasaran.com.tr">A. Hakan Başaran</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.hakanbasaran.com.tr/beyin-gelisimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
